Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam

Kromaş, Ar-Ge ve sürekli gelişim ekseninde büyüyor

15.07.2023 - 15:42, Güncelleme: 15.07.2023 - 15:42 16128+ kez okundu.
 

Kromaş, Ar-Ge ve sürekli gelişim ekseninde büyüyor

Kromaş, Türkiye’nin yüzey işlem konusundaki ilk firmalarından biridir. İngilizce “mass finishing” denilen, parçaların toplu olarak yüzey işlem proseslerinin yapıldığı makine, teknoloji ve süreçlerin geliştirilmesi konularında 30 yıla yakın süredir çalışmalarını sürdürüyor.
Alanında dünyanın önde gelen isimlerinden Rösler Group bünyesinde gücüne güç katan Kromaş, son beş yılda büyük bir başarı ivmesi yakaladı. Biz de Rösler Kromaş Genel Müdürü Dr. Tayfun Sığırtmaç ile bu başarının perde arkasını, firmanın global hamlelerini ve güncel yol haritasını konuştuk. Firmanızı tanıyabilir miyiz? Kromaş, Türkiye’nin yüzey işlem konusundaki ilk firmalarından biridir. İngilizce “mass finishing” denilen, parçaların toplu olarak yüzey işlem proseslerinin yapıldığı makine, teknoloji ve süreçlerin geliştirilmesi konularında 30 yıla yakın süredir çalışmalarını sürdürüyor. 2014 sonunda Kromaş firması, yüzey işlem teknolojileri alanında dünyanın en büyük firmalarından biri olan Alman Rösler Group tarafından satın alındı. Rösler Group, globalde 13 ülkede üretim lokasyonu olan, 400 milyon euronun üzerinde cirosu bulunan ve Almanya’daki dev Ar-Ge merkezi ile yüzey işlem konusunda dünyanın en bilinen firmalarındandır. Şu anda yüzde 100 Rösler iştiraki olarak yaklaşık 110 kişilik bir ekip ile İstanbul’da hem üretim hem de satış faaliyetlerini yürütüyoruz. Yüzey işlemin ne olduğunda kısaca bahsedecek olursak; alüminyum, çelik, paslanmaz, bakır, altın, plastik, doğal taş gibi birçok farklı malzemeden çok sayıda parça, üretim prosesleri sonrası son kullanım alanlarına gitmeden önce yüzey işlem prosesine tabi tutulurlar. Çapak alma, parlatma, yüzey temizliği gibi bazı operasyonları bu grupta sayabiliriz. Aslında herhangi parça üzerine istenilen bir özellik kazandırmak istiyorsanız, mutlaka yüzey işlem konusunda bir çalışma yapmanız gerekmektedir. Biz de işte tam o noktada müşterilerimizle buluşuyoruz.   Faaliyetleriniz, Rösler'e geçtikten sonra nasıl bir ivme kazandı? Yüzey işlem sektöründe Rösler entegrasyonu sonrası beş yıllık gelişimimize, sektörün pazar payına ve bizim pazardan aldığımız paya baktığımızda şu anda Kromaş’ın Türkiye’nin yüzey işlem alandaki lider firmalarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu son beş yıla baktığımızda kat ettiğimiz mesafe bizi hem motive ediyor hem de heyecanlandırıyor. Ciromuz Türk lirası olarak üç, euro olarak iki kat arttı. Ekibimiz de iki katın üzerine çıktı, ihracat oranımız yüzde 25’lerden yüzde 40 seviyelerine geldi. Donanımlı bir test merkezi kurduk ve geçen yıl Almanya’da Kromas Gmbh’nin açılışını yaptık. Kısa sürede Almanya ve Benelüks ülkelerinde başarılı sonuçlar elde etmeye başladık. Rösler ile entegrasyon sonrası müşterilerimize daha iyi ve kaliteli hizmet verdiğimiz kanaatindeyiz. Bunda temel etken, Kromaş’ın çeyrek yüzyılı aşkın deneyimine Rösler’in bir asırlık tecrübesini eklememiz oldu. Ayrıca “müşteri” kavramını süreçlerimizin tam ortasına koyduk. Müşteri memnuniyeti ve sadakati için özel çalışmalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Müşteri beklentilerini karşılamak ve onların bizim ürün ve hizmet kalitemizden memnun kalmasını sağlamak önceliklerimiz arasında ilk sırada.   Ar-Ge'ye önem ve öncelik veren bir yapınız var. Güncel projeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz? Ar-Ge ve inovasyon, bizim için son derece önemli konular ve aynı zamanda kurum kültürümüzün de ayrılmaz birer parçası. Her yıl birçok yeni projeyi başarıyla tamamlıyor ve sektörlere değer katan yeni ürünlere imza atıyoruz. Bu konuda tuttuğumuz bazı metriklerimiz de var. Örneğin yeni ürünlerin ciromuzdaki payına bakıp ne kadar inovatif bir dönem geçirdiğimizi değerlendiriyoruz. Ciromuzun yaklaşık yüzde 3’ünü Ar-Ge çalışmalarına ayırıyoruz. Özellikle gelecek vadeden yeni üretim teknolojileri konusunda Almanya ile yakın çalışıyoruz. Dört yıl önce, “yalın üretim” gibi üretim verimliliğini önemli oranda arttıran çalışmalara başladık ve şu anda önemli bir yol kat ettik. Tabii bunlar, başlanıp bitirilen projeler değil. Bunlar, “Continuous Improvement-Sürekli Gelişim” kavramı çatısı altında kendimizi daha da geliştirmenizi, daha iyiye ulaşmamızı sağlayan kurum kültürümüzün temellerini oluşturuyor. Ayrıca sensör teknolojileri, IoT, Endüstri 4.0 gibi konularla da ilgileniyoruz.   2019-2020 ajandanızdan bahseder misiniz? Belirttiğim gibi, 2015-2018 yılları arasında euro bazında iki, Türk lirası bazında üç kat büyüme performansı gösterdik. Bu yıl ise büyümeye odaklanmanın yanında özellikle verimlilik, organizasyonel yapılanma, yalın üretimin yalın yönetim şeklinde kurum kültürü ile entegre olması gibi yeni bir büyüme adımının altını dolduracak iç iyileşmelere odaklanacağız. Bu yılki büyüme hedefimiz ise euro olarak yüzde 20 seviyelerinde.   Türkiye sanayisinin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye sanayisi, neredeyse yüz yıllık sağlam sanayi kültürü ile çok geniş, çok değerli ve çok güçlü bir network.  Üretim, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için âdeta bir can damarı. Sanayi ve üretim olmadan belli bir gelişmişlik seviyesine çıkmak mümkün değil. Bunun yakın dönem dünya tarihinde sayısız örneği mevcut. İki dünya harbinden mağlup çıkıp bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olabilmenin yolu sanayi ve üretimden geçiyor. Almanya da bunun en güzel örneği. Ya da sadece Samsung (221 milyar dolar) ve Hyundai (224 milyar dolar) ile 450 milyar dolara yakın ciro yapan Güney Kore... Bu iki firmanın cirosu, Türkiye’nin toplam cirosunun yarısından fazla. Güney Kore’nin elde ettiği bu başarıyı açıklamak için teknolojiye, üretime ve sanayi verdiği öneme bakmak gerekir. Burada önemli olan, “güçlü ülkeler” dendiğinde sanayi ve üretim gerçeğinin ülke stratejilerinde aldığı yeri incelemektir. Biz de Türkiye olarak daha güçlü bir ülke ve ekonomi olmak için sanayi, üretim ve teknoloji kavramlarını içselleştirmeli, orta ve uzun vadeli planlarımızı bu parametreler üzerine şekillendirmeliyiz.
Kromaş, Türkiye’nin yüzey işlem konusundaki ilk firmalarından biridir. İngilizce “mass finishing” denilen, parçaların toplu olarak yüzey işlem proseslerinin yapıldığı makine, teknoloji ve süreçlerin geliştirilmesi konularında 30 yıla yakın süredir çalışmalarını sürdürüyor.

Alanında dünyanın önde gelen isimlerinden Rösler Group bünyesinde gücüne güç katan Kromaş, son beş yılda büyük bir başarı ivmesi yakaladı. Biz de Rösler Kromaş Genel Müdürü Dr. Tayfun Sığırtmaç ile bu başarının perde arkasını, firmanın global hamlelerini ve güncel yol haritasını konuştuk.


Firmanızı tanıyabilir miyiz?

Kromaş, Türkiye’nin yüzey işlem konusundaki ilk firmalarından biridir. İngilizce “mass finishing” denilen, parçaların toplu olarak yüzey işlem proseslerinin yapıldığı makine, teknoloji ve süreçlerin geliştirilmesi konularında 30 yıla yakın süredir çalışmalarını sürdürüyor.

2014 sonunda Kromaş firması, yüzey işlem teknolojileri alanında dünyanın en büyük firmalarından biri olan Alman Rösler Group tarafından satın alındı. Rösler Group, globalde 13 ülkede üretim lokasyonu olan, 400 milyon euronun üzerinde cirosu bulunan ve Almanya’daki dev Ar-Ge merkezi ile yüzey işlem konusunda dünyanın en bilinen firmalarındandır. Şu anda yüzde 100 Rösler iştiraki olarak yaklaşık 110 kişilik bir ekip ile İstanbul’da hem üretim hem de satış faaliyetlerini yürütüyoruz.

Yüzey işlemin ne olduğunda kısaca bahsedecek olursak; alüminyum, çelik, paslanmaz, bakır, altın, plastik, doğal taş gibi birçok farklı malzemeden çok sayıda parça, üretim prosesleri sonrası son kullanım alanlarına gitmeden önce yüzey işlem prosesine tabi tutulurlar. Çapak alma, parlatma, yüzey temizliği gibi bazı operasyonları bu grupta sayabiliriz. Aslında herhangi parça üzerine istenilen bir özellik kazandırmak istiyorsanız, mutlaka yüzey işlem konusunda bir çalışma yapmanız gerekmektedir. Biz de işte tam o noktada müşterilerimizle buluşuyoruz.
 

Faaliyetleriniz, Rösler'e geçtikten sonra nasıl bir ivme kazandı?

Yüzey işlem sektöründe Rösler entegrasyonu sonrası beş yıllık gelişimimize, sektörün pazar payına ve bizim pazardan aldığımız paya baktığımızda şu anda Kromaş’ın Türkiye’nin yüzey işlem alandaki lider firmalarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu son beş yıla baktığımızda kat ettiğimiz mesafe bizi hem motive ediyor hem de heyecanlandırıyor. Ciromuz Türk lirası olarak üç, euro olarak iki kat arttı. Ekibimiz de iki katın üzerine çıktı, ihracat oranımız yüzde 25’lerden yüzde 40 seviyelerine geldi. Donanımlı bir test merkezi kurduk ve geçen yıl Almanya’da Kromas Gmbh’nin açılışını yaptık. Kısa sürede Almanya ve Benelüks ülkelerinde başarılı sonuçlar elde etmeye başladık.

Rösler ile entegrasyon sonrası müşterilerimize daha iyi ve kaliteli hizmet verdiğimiz kanaatindeyiz. Bunda temel etken, Kromaş’ın çeyrek yüzyılı aşkın deneyimine Rösler’in bir asırlık tecrübesini eklememiz oldu. Ayrıca “müşteri” kavramını süreçlerimizin tam ortasına koyduk. Müşteri memnuniyeti ve sadakati için özel çalışmalar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Müşteri beklentilerini karşılamak ve onların bizim ürün ve hizmet kalitemizden memnun kalmasını sağlamak önceliklerimiz arasında ilk sırada.
 

Ar-Ge'ye önem ve öncelik veren bir yapınız var. Güncel projeleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Ar-Ge ve inovasyon, bizim için son derece önemli konular ve aynı zamanda kurum kültürümüzün de ayrılmaz birer parçası. Her yıl birçok yeni projeyi başarıyla tamamlıyor ve sektörlere değer katan yeni ürünlere imza atıyoruz. Bu konuda tuttuğumuz bazı metriklerimiz de var. Örneğin yeni ürünlerin ciromuzdaki payına bakıp ne kadar inovatif bir dönem geçirdiğimizi değerlendiriyoruz. Ciromuzun yaklaşık yüzde 3’ünü Ar-Ge çalışmalarına ayırıyoruz. Özellikle gelecek vadeden yeni üretim teknolojileri konusunda Almanya ile yakın çalışıyoruz.
Dört yıl önce, “yalın üretim” gibi üretim verimliliğini önemli oranda arttıran çalışmalara başladık ve şu anda önemli bir yol kat ettik. Tabii bunlar, başlanıp bitirilen projeler değil. Bunlar, “Continuous Improvement-Sürekli Gelişim” kavramı çatısı altında kendimizi daha da geliştirmenizi, daha iyiye ulaşmamızı sağlayan kurum kültürümüzün temellerini oluşturuyor. Ayrıca sensör teknolojileri, IoT, Endüstri 4.0 gibi konularla da ilgileniyoruz.
 

2019-2020 ajandanızdan bahseder misiniz?

Belirttiğim gibi, 2015-2018 yılları arasında euro bazında iki, Türk lirası bazında üç kat büyüme performansı gösterdik. Bu yıl ise büyümeye odaklanmanın yanında özellikle verimlilik, organizasyonel yapılanma, yalın üretimin yalın yönetim şeklinde kurum kültürü ile entegre olması gibi yeni bir büyüme adımının altını dolduracak iç iyileşmelere odaklanacağız. Bu yılki büyüme hedefimiz ise euro olarak yüzde 20 seviyelerinde.
 

Türkiye sanayisinin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye sanayisi, neredeyse yüz yıllık sağlam sanayi kültürü ile çok geniş, çok değerli ve çok güçlü bir network. 
Üretim, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için âdeta bir can damarı. Sanayi ve üretim olmadan belli bir gelişmişlik seviyesine çıkmak mümkün değil. Bunun yakın dönem dünya tarihinde sayısız örneği mevcut. İki dünya harbinden mağlup çıkıp bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olabilmenin yolu sanayi ve üretimden geçiyor. Almanya da bunun en güzel örneği. Ya da sadece Samsung (221 milyar dolar) ve Hyundai (224 milyar dolar) ile 450 milyar dolara yakın ciro yapan Güney Kore... Bu iki firmanın cirosu, Türkiye’nin toplam cirosunun yarısından fazla. Güney Kore’nin elde ettiği bu başarıyı açıklamak için teknolojiye, üretime ve sanayi verdiği öneme bakmak gerekir.

Burada önemli olan, “güçlü ülkeler” dendiğinde sanayi ve üretim gerçeğinin ülke stratejilerinde aldığı yeri incelemektir. Biz de Türkiye olarak daha güçlü bir ülke ve ekonomi olmak için sanayi, üretim ve teknoloji kavramlarını içselleştirmeli, orta ve uzun vadeli planlarımızı bu parametreler üzerine şekillendirmeliyiz.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.